• Sınıf Seçiniz

  • Branş Seçiniz

  • İçerik Türü

  • Ara

Rüya Nedir? Rüyalar Nasıl Yorumlanmalı?

İnsanların uyku sırasında gördükleri şeye veya şeylere rüya diyoruz. Arapça kökenli bir kelimedir. Söz-lük anlamı, görünen şey demektir. Rüyanın Türkçe kar-şılığı “düş”tür. Ancak düş sözcüğü tam olarak rüya sözcüğünün anlamını karşılamaz. Rüya, daha geniş anlam-lar ifade eder. Bunların neler olduğunu ilerideki satırla-rımızda ele alacağız. Rüya görmeyen insan yoktur. Sadece uyandıktan sonra rüyasını hatırlayamayan insanlar vardır. Bütün insanları ilgilendiren böyle bir konunun geniş ve tutarlı bir açıklamaya ihtiyacı vardır. Ne yazık ki mahiyeti iti-bariyle nesnel şeyler söyleme imkanı yoktur. Zira rüya, ruh gibi çok soyut bir olaydır. Düşünce ve akıl da soyut varlıklar olmalarına rağmen, rüya derecesinde değiller-dir. Sonuçlarından hareketle düşünceyi ve aklı kavra-mak, onları irdeleyip ortaya koymak mümkündür. Ama aynı şeyi rüya için söylemek mümkün değildir. Rüyayı iki yönden ele almak gerekir: a) İnanç açısından, b) Bilim yoluyla. İnanca göre rüyayı ele aldığımızda üç çeşit rüya karşımıza çıkar:

 Büyük Rüya Tabirleri

1- Rahmani (doğru) rüyalar, 2- Şeytani rüyalar, 3- Günlük olayların etkisiyle veya vücudun rahat-sızlığı sonucu meydana gelen rüyalar. Bunları sırasıyla açıklayalım: Rahmani Rüyalar: Rahmani rüyalar, Yüce Al-lah’ın müjde veya korkutma mahiyetinde melekler ara-cılığıyla uyuyanların ruhlarına ilham ettiği rüyalardır. Bu rüyaları Yüce Allah, bilgi vermek ya da gelecekle ilgili olaylar hakkında bir işaret olmak üzere kullarına gördü-rür. Yüce Allah’ın indirdiği vahiylerin bir kısmı Pey-gamber (s.a.v.) Efendimiz’e bu şekildeki rüyalar vasıta-sıyla gelmiştir. Bu rüyalar haktır ve bunlara inanmak gerekir. Kur’an-ı Kerim’de de açık olarak bu çeşit rüyalar-dan söz edilmektedir. Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İs-mail (a.s.) ile ilgili rüyasında ve Peygamberimiz’in (s.a.v.) Hudeybiye’den önce gördüğü rüyada olduğu gibi. Bu çeşit rüyaları daha çok peygamberler görmüş-lerdir. Ancak normal kullar da görebilirler. Bu rüyalar kimi zaman bir olayı müjdelerler, kimi zaman da bir günahı ya da meydana gelecek bir felaketi uyarıcı ola-rak gelirler. Bu doğru rüyalar, daha çok abdestli ve dualı ola-rak uykuya yatıldığı zaman, seher vaktinde, Sabah Na-mazından sonra ve kutsal gecelerde (Kadir Gecesi, Bay-ram ve Cuma geceleri vb) görülen rüyalardır. İnanmamız gereken rüyalar bu çeşit rüyalardır.

Şeytani Rüyalar: Şeytani rüyalar, insanları üz-mek, onları korkutmak ve kötü düşüncelere sevk etmek için şeytan tarafından telkin edilen zararlı rüyalardır. Yüksek bir yerden düşmek, köpek tarafından ısırılmak, şehvetli ve sapıkça şeyler görmek gibi. Bu çeşit rüya gören, uyandığında telaşa kapılma-malı, rüyanın kötülüğünden Allah’a sığınmalı, yataktan kalktıktan sonra güzelce abdest alıp iki rekat namaz kıl-malı ve fakire sadaka vermelidir. Sadakalar, gelecek belalara engel olurlar. Günlük Olayların Etkisiyle Meydana Gelen Rüyalar: Yukarıda saydığımız iki çeşit rüya dışında bir de günlük olayların veya sıkıntı ve hastalıkların etkisiyle meydana gelen rüyalar vardır. Beyinde gördüğümüz, duyduğumuz, okuduğu-muz, hayal ettiğimiz bir sürü olay vardır. Bunlar bazen bilinç ve düşünce düzeyine çıkar bazen de çıkmazlar. Beynin herhangi bir yolla algıladığı bütün olayları der-leyip sakladığı bir hafıza bölümü vardır. Bu hafıza bö-lümü iki kısma ayrılır: Biri gerekli olan ve kullanıma hazır bilgilerin kayıtlı bulunduğu işlek kısım; diğeri de uzun veya kısa süreler-de algılanan bilinçli veya bilinçsiz her türlü duygunun saklandığı karanlık kısımdır. Bu karanlık odaya sakla-nan bilgiler değişik zamanlarda, değişik sebeplerle, ha-yal gücünün de yardımı ile çeşitli şekillerde rüyalarımız-da açığa çıkarlar.

Bu şekilde meydana gelen rüyalar çoğu zaman hiçbir anlam taşımayabilecekleri gibi bazen belli şeylerin habercisi de olabilirler. Ancak bu çeşit rüyaların haber verecekleri olaylar, sadece vücut ve beynin sağlığı ile ilgili gelişmelerdir; bunlar olumlu veya olumsuz olabilir-ler. Mesela henüz farkına varmamış bulunduğumuz herhangi bir hastalığımızın belirtisi olabilecekleri gibi, sağlık ve neşenin haberciliğini de üstlenebilirler. Fakat bu tür rüyalar genelde daha önce yaşadığımız olayların değişik şekillerde ortaya çıkan devamı niteliğindedirler. Rüyaların Yorumlanması İnsanoğlu var olduğu günden beri rüya gördüğü-ne göre, var olduğu günden bu yana rüyanın yorumu için çaba harcıyor demek yanlış olmaz. Ancak rüyanın bugünkü şekliyle ele alınması için, diğer sahalarda ol-duğu gibi birçok süreç yaşanmış olması gerekir. İlk insanların nasıl rüyalar gördüklerini ve rüyala-rını nasıl yorumladıklarını belirtecek bilgilere sahip deği-liz. Tesbit edilebildiği kadarıyla eski insanlar, rüyaların-da atalarının, ölülerinin veya insanüstü varlıkların ken-dilerini gösterdiklerini sanırlar ve böylece ruhlar alemi ile bağ kurarlardı. Eski Mısırlılar, Gildaniler ve İbraniler, rüyaların ge-leceği haber verdiğine ve bu yüzden rüyanın sihirli bir kuvvet olduğuna inandıkları için rüya tabirini (yorumu-nu) bilgi dalı haline getirmiş ve geliştirmişlerdir.

Avrupalıların rüya yorumu ile ilgili tarihleri de epey eskilere gider. Büyük İskender’in sefere çıkınca yanında rüya yorumcuları bulundurduğu ve hatta ba-zen gördüğü rüyaları bu yorumculara yorumlatarak ona göre hareket ettiği rivayet edilmektedir. İslam’ın rüya meselesine bakışını baş tarafta genel olarak açıkladık. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Yusuf Kıssası, İslam’ın rüya meselesine bakışı hususunda belirleyici bir delildir. Hz. Yusuf daha çocuk iken rüyasında onbir yıldız ile Güneş ve Ay’ın kendisine secde ettiklerini görür ve bunu babası Hz. Yakub’a anlatır. Hz. Yakub rüyayı yo-rumlar, Hz. Yusuf’un büyük bir makama kavuşacağını, on bir kardeşi ile ana ve babasının onun önünde eğile-ceğini söyler, rüyasını da kardeşlerine anlatmamasını ister. Aradan yıllar geçer, Hz. Yusuf da ünlü bir rüya yorumcusu olur, Firavun’un (Mısır Kralının) rüyasını yorumlar. Yorumunun doğru çıkması üzerine de büyük bir makama kavuşur. Annesi, babası ve kardeşleri de huzuruna gelerek ona baş eğerler. Böylece rüyası ger-çek olmuş olur. Peygamber Efendimiz’in rüyaya bakışı da şüphe-siz ki Kur’an-ı Kerim’e uygun olacaktır ve öyle de ol-muştur. İslam’a göre bütün rüyalar aynı değildir. Belli özellikler taşıyan bazı rüyalar rahmani ve doğru rüyalar, geri kalan büyük kısım ise şeytani ve boş rüyalardır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bazen Sabah Na-mazını kıldıktan sonra halka döner ve: “İçinizde bu gece rüya gören oldu mu?” diye so-rardı. Görenin rüyasını dinler ve şöyle dua ederdi: “Hayırlı olsun ve kötülükten uzak olsun. Hayır bi-ze kötülük düşmanlarımıza olsun. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.” Kur’an-ı Kerim’de belirtildiği üzere Hz. Yakub ve özellikle Hz. Yusuf (a.s.), ünlü rüya yorumcularıdırlar. Yüce Allah, Kur’an’da Hz. Yusuf’a (a.s.) hitaben şöyle buyurur: « İşte böyle Rabbin seni seçecek ve sana rüya ta-birine (yorumuna) ait bilgi verecek. » Hz. Ebu Bekir, İbn-i Sirin ve Cafer-i Sadık (r.a.), İslam aleminin ünlü yorumcularıdırlar.

Son Yorumlar
  1. uykulu
  2. uykulu
  3. uykulu

Yorum Yazarken Türkçe Kurallarına Uyarak Yazınız Lütfen!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

  • Yazının Bağlantısı: Rüya Nedir? Rüyalar Nasıl Yorumlanmalı?
  • Tarih: 8 Mart 2013
  • Yazının Kategorisi: Rüya Tabirleri
  • Yazar:
  • Bu yazıyı RSS ile Takip Et
  • Diğer kaynaklarda arayın: Rüya Nedir? Rüyalar Nasıl Yorumlanmalı?
  • Etiketler:, ,
  • Ana Menü