Bilgi Birikimi

2. Dünya Savaşı ve Türkiye; 2. Dünya Savaşı Türkiye’yi Nasıl Etkiledi?

1939-1945 yılları arasını kapsayan II. Dünya Savaşı’na katılan devletler müttefik ve mihver olmak üzere iki gruptur. Mihver devletlerin başını Hitler Almanyası çekerken, İtalya ve Japonya da mihver devletler arasındadır. Müttefik tarafta ise İngiltere, Fransa, Sovyet Rusya ve son olarak ABD yer almıştır.

Türkiye 1923 Lozan Antlaşması’ndan beri izlediği “yurtta barış, dünyada barış” prensibini devam ettirerek iç ve dış politikada bu ilkeden vazgeçmek istememiştir. Fakat hem mihver hem de müttefik devletler -özellikle müttefikler- jeopolitik konumundan dolayı savaş boyunca sürekli Türkiye’yi savaşın içine çekmek için uğraş vermişlerdir. Türkiye, toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını koruyabilmek adına bu devletler arasında denge politikası izlemeyi tercih etti.

1941 yılında Almanya’nın Orta Doğu ve Kafkasya bölgesine yönelik harekata girişmesi, ABD’nin savaşa girmesi ve SSCB’nin Almanya ile savaş içinde olması nedeniyle müttefik devletler Türkiye’ye savaşa girmesi konusunda daha yoğun baskı yapmaya başladı.

1943 yılında ise İngiltere ve Türkiye arasında Adana Konferansı’nda yapılan görüşmelerde Türkiye’nin savaşa girmek için hazırlıklı olmadığı belirtildi. Ayrıca İngiltere Türkiye’nin askeri ihtiyacının belirlenerek müttefik devletler tarafından yardımların arttırılacağını bildirdi. buna rağmen Türkiye savaş dışında kalmayı başarmış olsa da kaçınılmaz son 1944’te gerçekleşti ve Türkiye prensipte savaşa katılmayı kabul etti. 1945’te savaş sonrası düzenin belirleneceği San Francisco Konferansı’na katılabilmek ve Birleşmiş Milletler’in asil üyeleri arasına girebilmek için Almanya’ya savaş açtı. Fakat bu savaş ilanı sadece simgesel bir hareket olarak kaldı. zira 1945 yılına gelindiğinde savaş zaten bitmişti.

2. Dünya Savaşı’nın Türkiye’ye Etkileri

Türkiye, savaşa doğrudan katılmamasına rağmen savaşın getirdiği tüm ağır şartları yaşadı. savaşa girme ihtimaline önlem olarak ülke gelirinin önemli bir bölümü savunmaya ayrıldı.

-seferberlik nedeniyle iş gücü azaldı. bu yüzden üretim de önemli ölçüde azaldı

-ithalat yarı yarıya düştü

-ağır şartlar mevcut hükümeti ekonomik önlemler almaya itti. çıkarılan Milli Korunma Kanunu ile tüketim ve dağıtım işleri tümüyle devletin kontrolü altına alındı.

-1942’de büyük şehirlerde karne uygulamasına geçildi. Ticaret Ofisi ve İaşe Müsteşarlığı gibi kurumlar oluşturularak temel tüketim mallarının karne ile dağıtım kontrolünün yanında iç ve dış ticarette fiyatları tespit etme görevi verildi.

-karaborsa ve haksız kazanç arttı.

-nüfus artışı azaldı.

-Varlık Vergisi ile Toprak Mahsulleri Vergisi olmak üzere iki olağanüstü vergi uygulaması getirildi. Varlık Vergisi Kanunu ile savaşı fırsata çeviren işletmelerin haksız kazançlarının önüne geçmek amaçlandı. ancak 1944 yılında kaldırıldı. Varlık Vergisi alınmayan çiftçilerden ayni olarak alınana Toprak Mahsulleri Vergisi de 1946’da kaldırıldı

-sanayi üretimi, tarımsal gelir, milli gelir önemli ölçüde azaldı. savaş bittiğinde Türkiye ekonomisi 1934 yılındaki durumunun gerisine düşmüştü.

tüm bu olumsuzluklara ve savaş şartlarına rağmen devlet eğitime verdiği önemi sürdürerek bu alandaki yatırımlarını aksatmadı. ilkokul yapımı hızlandı, köylülerin eğitilmesini öngören Köy Enstitüleri açıldı. mesleki ve teknik okul sayısı savaş boyunca üç katına çıktı.

Exit mobile version